alternatif-enerji-neden-onemli
Müəllif: Alpay Abbaszadə /Tarix: 2021-02-04 /Oxunma Sayı: 738

Alternatif enerji neden önemli?

Bu soruya cevap vermeden önce kısaca enerjinin ne olduğuna bakalım. Aslında enerjinin ne olduğu hakkında çok geniş ve kapsamlı konuşa biliriz. Ancak yinede bu konuda net bir ifade söylemek en azından şuan için mümkün değil gibi. Fizikte enerjiden kısaca “ Bir sistemin iş yapma kapasitesidir “ diye bahsedilir. Enerjinin net bir tanımının olmamasının sebebi pek çok biçime girebilmesidir. Örneğin potansiyel enerji, kinetik enerji, ısı enerjisi, manyetik enerji v.s gibi enerjinin birçok türü vardır. Evrenimizdeki kaynaklar açısından baktığımızda ise enerji kaynaklarını tükenebilir ve tükenemez kaynaklar olarak ikiye ayıra biliriz. Tükenemez kaynaklar tükenebilir kaynaklara bir alternatif olarak ortaya çıktığından onlara alternatif enerji kaynakları ismi verilmiştir. Tükenebilir kaynaklar kullanıldıkça kendisini yenileyemeyen ve tüketiminin geri dönüşü olmayan kaynaklardır. Bugün dünyamızda kullandığımız fosil yakıt kaynaklı bütün enerji kaynaklarımız tükenebilir kaynaklardır. Bunlara petrol, kömür, doğal gaz ve birçok fosil kaynakları göstere biliriz. Bunun dışında fisyon yolu ile enerji üretiminde kullandığımız uranyum, toryum gibi elementlerde tükenebilir kaynaklardır. Yapılan ekonomik hesaplamalara göre 20ci yüzyılda kullandığımız enerjinin en az 15 katı 21ci yüzyılda kullanılacaktır. Bu da şuan için keşf edilmiş fosil kaynak rezervlerimizin en az 80% kullanımı anlamına geliyor. Tükenemez veya alternatif enerjinin önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır. Tükenemez enerji kaynakları kullanıldıkça tükenmeyen veya kendini yenileyen enerji kaynaklarıdır. Örneğin güneşden gelen ısı ve işık enerjisi, rüzgar enerjisi, hidroenerji v.s asla tükenmezler. Enerji güvenliğimiz açısından sadece tükenebilir kaynaklara bağımlı bir politika gelecekte büyük felaketlere neden ola bilir. O yüzden alternatif enerjilerin kullanımı kaçınılmaz bir olay olarak karşımıza çıkar. Alternatif enerjinin bir diğer önemi ise enerji üretimi zamanı çevreye verdiği zararın fosil yakıt kaynaklı enerji türlerine göre çok daha düşük olmasıdır. Bildiğimiz gibi dünyada fosil kaynaklı termal santrallerden her yıl tonlarca miktarda atmosferimize zararlı gazlar girmektedir. Bu ise gelecekte temiz hava problemine ve aynı zamanda sera etkisine (bu konuda gelecek yazılarda bilgi verilecektir)  neden olacaktır. Şuanda dünyada birçok ülke ve kuruluş bu sorunun çözümü için her yıl toplantılar düzenlemektedir. Gelişmiş ülkeler enerji politikalarında alternatif enerjiye ciddi yatırımlar yapmaktadır. Bu alanda yaşanan en büyük gelişme 2008 yılında ABD ve birçok Avrupa Birliği ülkesinde yenilenebilir enerji kaynağındaki kapasite artışının konvansiyonel enerji kaynaklarındakinden (gaz, kömür, petrol, nükleer enerji) daha fazla olmasıdır. Alternatif enerjilere her ne kadar çevre dostu desek bile bu tür enerji santrallerinin yapımında dikkatli olunmazsa çevreye ciddi zararları ola bilir. Biokütle enerjisinin sera gazı emisyonuna katkısı fosil yakıt kaynaklı termal santrallerden çok daha fazladır. Yakıt yakan herhangi bir enerji santrali çok sayıda hava kirletici üretecektir, ancak biyokütle enerji santrallerinin kömür veya gazla çalışan enerji santrallerinden daha fazla kirlilik yaratmasına yol açan iki temel faktör vardır. Birincisi, kimyasal ve enerji içeriği açısından biyokütle yakıtlarının doğal bileşimidir. Biyokütle enerji santralleri fosil yakıtlı santrallerden daha fazla CO2 yayarlar, çünkü odun ve diğer biyokütle türleri karbondan zengindir ama enerji açısından zengin değildir. Bu, yanan biyokütlenin fosil yakıtlara kıyasla yakıtta bulunan birim enerji başına daha fazla CO2 salması anlamına gelir. Bunun dışında hidroenerji santralleri  çevresindeki flora ve faunada ciddi değişiklere neden olur. Jeotermal enerji santralleri ise dikkat edilmediği taktirde yeraltı ve yerüstü içme su kaynaklarına ciddi zararlar vere bilir. Çevre zararı açısından değerlendirdiğimizde en temiz enerjisinin güneş ve rüzgar enerjisi olduğunu görüyoruz. Zaten alternatif enerji üretimine yatırım yapan ülkelerinde en fazla yatırımının bu 2 enerji kaynağına olduğunu göre biliriz. Dünyamızın yaşanabilecek bir gezegen olmaktan çıkmasının ve aynı zamanda enerji güvenirliğimizin korunması açısından en azından şimdilik elimizdeki tek çarenin alternatif enerjiye yönelmek olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.

Paylaş: